İletişim | Hakkımızda
ANHA

Fırat’ın batısını Kürtsüzleştirme politikası Êfrînle sürüyor

AZİZ KÖYLÜOĞLU

Efrîn’de ya da burdaki eskilerin deyimiyle Êfrîn’de bulunan Kürtler, tarih bilgilerine göre en az 5300 yıl önce köylerden göç ederek kent hayatına başlamışlar. Sadece kurdukları kent değil, bulundurduğu 12 tanrı ve Êdara ya da Eyndara gibi tapınakları ile güçlü inanç sistem kurmuşlardır. Hûriler kalesi ve kalenin aşağısında kurulan şehir, Hatilerden sonra Romalılara da başkentlik yapmıştır. Kimi tarihçilere de göre Kürtler Akdeniz kıyılarında ve Torosların eteklerinde kentleşmeye başlamışlar. Bölgedeki tarihi yapılar da bu savı doğruluyor.

Sadece Êfrîn değil bölgenin tamamında aynı durum söz konusu. Kırıkhan, Islahiye, Erzin ve Dörtyol gibi merkezlerde Türk devletinin kurulmasının ardından bölgedeki demografide değişiklikler yapılsa da aynı durum halen geçerli. Osmanlı devletinden bu yana son 200 yıldır bölgedeki demografik yapı bilinçli bir şekilde değiştiriliyor. Demografik yapı dört şekilde değiştiriliyor. Osmanlılar bu amaçla çok sayıda Çerkez’i getirip Minbic’e yerleştirdi. Daha önce de Azerbaycan’ın kuzeyinden Tatları getirilip Şehba bölgesine yerleştirildi. Yine farklı bölgelerde Arap aşiretler bölgeye yerleştirildi. Yine kimi Türkmen gruplar bölgeye yerleştirildi.

Türk ve Arap ulus devletlerin bölgede kurulmasının ardından hem Suriye hem de Türkiye bölgenin demografik yapısını değiştirmek için daha yoğun çabalara girdi. Türk devleti Antep ve İskenderun gibi merkezleri Kürt ve Arap Alevilerden boşaltacağı mekanlar olarak belirledi. Suriye ise Şehba bölgesinde demografik yapıyı değiştirdikten sonra Êfrîn’e yöneldi ve Arap Kemeri kapsamında çok sayıda Arap’ı buraya yerleştirdi.

Türk devleti ve Osmanlı son 200 yıldır Fırat’ın batısındaki demografik yapıyı değiştirmeye, bunu da soykırımlarla bölgeyi Kürtsüzleştirerek yapmaya çalışmakta. Bu politikalar gereği Kafkas halklarından çok sayıda grubu getirip buraya yerleştirdi. Bunun yanı sıra 1900’lü yıllarda Müslüman olduktan sonra kendilerini Osmanlı olarak gören Balkan halklarını Erzincan, Sivas, Malatya, Maraş, Antep, Halep ve İskenderun gibi bölgelere yerleştirdi. Osmanlı’nın bu siyaseti gereği bölgede bulunan halkları kontrol altında tutabilmek için başka bölgelerden halklar getirilip bu bölgeye yerleştirilir, bölgenin sakinleri ise zoraki göçe tabi tutulurdu. Türk devleti 1920’li yıllardan sonra bu politikalarına hız vererek, Fırat’ın batısını Kürtsüzleştirme çalışmalarına girişti. Bu politika Sivas ile başladı ve Maraş katliamı ile devam etti.

Osmanlı/Türk devleti ve Suriye’nin bu politikalarına karşı bölge sakinleri olan Kürtler direnişi seçerek, topraklarını terk etmedi.

Türk devleti Şehba bölgesini işgal ettikten sonra Kürtlerin bu bölgedeki 196 köyünü talan ederek, Kürtleri de zorunlu göçe tabi tuttu. Göç ettirdikleri Kürtlerin yerine Uygur, Çin ve Türkmen cihatçı grupları yerleştirildi. Bölgeyi Kürtsüzleştirme politikaları bugün de sürüyor. Evlerini terk etmek istemeyen Kürtler tutuklama ve öldürülme tehditleri ile karşı karşıya kaldı.

İşgalci Türk devleti 40 gündür soykırım, talan ve bölgenin demografik yapısını değiştirmek için Êfrîn’e saldırıyor. Türk devleti diktatörü Erdoğan bu amacını da açık bir dille belirtiyor. Erdoğan “Türkiye’deki göçmenleri Êfrîn’e yerleştireceğim” diyor. Êfrîn Suriye savaşı ile birlikte en az göç veren kent oldu. Kent sakinlerinin yüzde 90’ı yaşam alanlarını terk etmedi. Bunun yanı sıra Hama, Halep, Humus, Dêra Zor, Reqa ve İdlib gibi merkezlerden göç etmek zorunda kalan binlerce Suriyeli Êfrîn’e yerleşti. Êfrîn halkı Suriye savaşından kaçanlara ev sahipliği yaptı.

Êfrîn, Suriye savaşının sürdüğü 7 yıl içinde huzur ve güvenlik içinde yaşamak isteyen Suriyelilerin sığındığı yer oldu. Êfrîn’e yönelik işgal saldırılarında yer alan Türk ordusu komutanlarından İsmail Metin Temel, konuşmalarında itiraflarda bulunarak, “Suriyeli zenginler zevk sefa içinde Êfrîn’de yaşadı, Êfrîn’de 7 yıldır tek bir kurşun patlamadı” diyor. Komutanın bu söylemi de Türk devletinin Êfrîn’i talan ederek, bölgenin güvenliğini bozmayı hedeflediğini gösteriyor.

Türk/Osmanlı devleti 200 yılı aşkın süredir Fırat’ın batısını Kürtsüzleştirmek için elinden geleni yapıyor. Bölgede katliamlar, zorla göç, talan vs. yaptı ve yapıyor. Bu siyaset şimdi de Êfrîn    saldırıları ile sürüyor. Türk devleti Kürtlerin sınır hattındaki köylerini işgal etmiş durumda. Bu köyler tamamıyla boşaltılırken, köyde kalan yaşlı yurttaşlara da esir muamelesi yapılıyor.

Şimdi şunu sormak gerekir? Kürt halkı 200 yıldır bölgede sürdürülen katliam politikalarının Êfrîn’de sürdürülmesine izin verecek mi? Yoksa 200 yıldır devam eden siyaseti Êfrîn’de kırıp, her yerdeki Kürt halkına özgürlük yolunu açacak mı?

ANHA