İletişim | Hakkımızda
ANHA

‘İran’daki isyan halkların demokratik devrimidir’

HABER MERKEZİ – Doğu Kürdistan Özgür ve Demokratik Toplum (KODAR) Eşbaşkanı Zilan Tanya, İran rejiminin, uzun yıllar toplumdaki çok renkliliği inkar ederek halklara karşı beyaz soykırım uyguladığını belirterek, bütün uyarılara rağmen rejimin çözüm için hiçbir adım atmadığını, isyanın bu yüzden çıktığını kaydetti. İran’daki isyanın halklarının demokratik devrimi olduğunu kaydeden Zilan, “KODAR olarak bizim çözüm projelerimiz var. Amacımız demokratik bir İran’dır” dedi.

İran’ın birçok kentinde 29 Aralık 2017’de rejime karşı başlatılan halk isyanı devam ederken, Doğu Kürdistan Özgür ve Demokratik Toplum (KODAR) Eşbaşkanı Zilan Tanya, ülkedeki isyanın iç politikalar ve egemen sistemin zihniyetinin bir sonucu olduğunu belirtti. Rejimin, zihniyetini topluma dayatmak ve bunu toplumsal kültüre dönüştürmek için her alanda çalıştığına dikkat çeken Zilan, mevcut isyanın da toplumun taleplerinin, fikirlerinin ve yaşamının önünü kesen faşist zihniyete karşı ortaya çıktığını dile getirdi. İsyanı desteklediklerini ve halkın tepkisine sahip çıkılması gerektiğini ifade eden Zilan, bu isyanın, demokrasi için faşizm ve diktatörlüğü yıkma isyanı olduğuna işaret etti. Zilan, İran’da ortaya çıkan isyanın nedenleri ve sonuçları ile Kürtlerin durumuna ilişkin ANHA’nın sorularını yanıtladı.

29 Aralık 2017’de Rojhilatê Kurdistanê (Doğu Kürdistan) ve İran’da eylemler başladı ve birçok kente yayıldı. Eylemlerin sebepleri nelerdir?

En başta İran ve Rojhilatê Kurdistanê halklarının isyanını selamlıyoruz. Bu isyan özgürlük ve meşru hakların alınması için başladı. Kuşkusuz İran ve Rojhilatê Kurdistanê’deki durum, bölge halklarının isyanlarının devamıdır. Bu aynı zamanda doğrudan 38 yıllık İran rejiminin politikalarının bir sonucudur. İran rejimi bu yıllar boyunca merkezi ve faşist diktatör zihniyet temelinde kendini var etti ve iktidar oldu. Rejim, zihniyetini topluma dayatmak ve bunu toplumsal kültüre dönüştürmek için her alanda çalıştı. Mevcut isyan da toplumun taleplerinin, fikirlerinin ve yaşamının önünü kesen faşist zihniyete karşı ortaya çıktı.

Bugün egemen rejimin politikalarının toplumu, düşünce ve imkandan yoksun bırakan bir aşamaya getirdiğini görüyoruz. Bu toplum özgür bir irade ile yaşamıyor. Toplum, rejime defalarca imkan tanıdı ve defalarca da isyan etti, devlete ve politikalarına uyarıda bulundu. Ama egemen rejim bir adım bile atmadı. Başkanlık seçimleri ve kent meclisleri için de hiçbir şey yapmadı. Devlet defalarca halka söz vermesine rağmen, bu sözlerinden hiçbirini yerine getirmedi ve halkın beklentilerini boşa çıkardı. Halkın talepleri hep kulak arkası edildi. İran rejiminin halkla dalga geçtiğini söyleyebiliriz.

İran rejimi inkar, idam, sürgün ve fitne çıkarma politikaları yürüttü ve İran halkına özgürce ve kendi kültürleri ile yaşaması için asla imkan tanımadı.

İran toplumu bilinçli bir yapıya sahiptir ve defalarca açık bir şekilde taleplerini belirtti. İran toplumu, rejime sabrını denememesi ve bir gün rejimi cezalandıracağı uyarısında bulundu.

İran halkı, görevlerini yerine getirmeye hazırdır, kurban verdi ve tutum sahibidir. Ancak rejim hiçbir adım atmadı, bu yüzden de halkın tepkisi meşru ve haklıdır. Halkın tepkisine sahip çıkılmalıdır. Bu isyan, demokrasi için faşizm ve diktatörlüğü yıkma isyanıdır.

İran isyanı “Arap baharı”na benziyor mu? Aralarında ne gibi farklar var?

Son yıllarda Ortadoğu’da temel değişikliklere şahit olduk. Birçok ülkede ve özellikle Arap ülkelerinde faşist diktatör sistemlere karşı halk isyanları oldu.

Bu isyanlar devrim boyutunda gerçekleşti ve birçok değişimi de meydana getirdi. Gerçekleşen isyanlar birbirine bağlı zincir gibi. İran, devrimden mahrumdu ve değişim yaşayamadı. Bu yüzden de halk demokrasi için görevlerini şimdi yerine getiriyor. İran’da yaşananların, Ortadoğu’nun demokratikleşmesi sürecinin ve devrimlerinin bir devamı olduğunu söyleyebiliriz. İran’daki süreç, İran halklarının demokratik devrim sürecidir.

Bir ülkede devrim gerçekleştiğinde, iktidarlar dış güçlerin rolü olduğu suçlamasında bulunuyor. İran rejimi de böyle yaptı. İran’ın açıklaması ne kadar doğru?

Şimdiki durum, İran rejiminin politikaları ve zihniyeti ile en başta da ülke içindeki durumla bağlantılıdır. İran rejimi, mezhepçiliğe dayanıyor ve halklara da tek mezhep, tek dil, tek kültür ve tek bayrak dayatmak istiyor. İran rejimi, İran toplumundaki çok renkliliği inkar etti ve halklara karşı beyaz soykırım uyguladı. Ayrıca topluma açlık politikaları uyguladı. İran rejimi, toplumun kültürü, değerleri, kimliği ve iradesini inkar etti; siyasi, demokrat ve aydın şahsiyetleri idam ederek katletti.

İran rejimi bu politikalarla halkın boyun eğmesini ve bir ordu gibi talimatları uygulamasını sağlamak için halkı korkutmak istedi. Ancak İran halkı, öteden beri tarihi ve felsefi bilince sahiptir. Bu yüzden de halklar özgürlüğünü istedi ve binlerce yıllık kimliğine, kültürüne ve varlığına sahip çıktı.

Dışarıda da, Ortadoğu’da egemen sistemlere karşı eylemler yaşanıyor. İran da bu sistemlerden biri. Bu sebeple de dış müdahalelerin olduğunu görüyoruz. Herkes İran’ın ekonomik ambargo altında olduğunu ve hakkında dava açıldığını biliyor.

Egemen sistemler her zaman devrimlerin önünü alır, halk devrimini dış güçlerle bağlantılandırır. Bununla da siyasilere ve kültürlere karşı yaptıklarını meşrulaştırmak isterler. Ama İran rejimi, söyledikleriyle politikalarının sonuçlarından kurtulamaz. Burada İranlı yetkililerin çoğu, İran toplumunun bu sürece gelmesine neyin neden olduğunu soruyor.

İçte yaşanan ekonomik ve toplumsal durumlar, ayrıca siyasi baskı eylemlerin başlıca nedenidir. Halkın bunun için alanlara çıktığını ve diktatörlere “Yaşasın Özgürlük” dediğini görüyoruz.

Eylemciler “Suriye ve Lübnan’ı bırak, bizi dinle” yazılı pankartlar taşıdı. Bu sloganla verilen mesaj nedir?

Geçen 9 yılda İran’da hem eylemler gerçekleşti hem de İran’ı demokratikleştirme projesi sunuldu. PJAK ve KODAR gibi demokratik hareketler, İran toplumu ve çok renkliliğine göre demokrasi ve çözüm projeleri sundu. Ama İran rejimi bu projelere olumsuz yaklaştı ve hiçbir adım atmadı.

İran rejimi 2010 yılında, Ortadoğu’da değişimlerin yaşandığı süreçte bölgede “Şii Hilali” projesini hayata geçirmek istedi. Bununla bölgede güçlenmek ve Safevi imparatorluğu dönemini canlandırmak istedi. Bunun için de İran, dış ülkelere karşı politikalarını herkese göstermek istedi. İç sorunlarını bırakarak, İran’ın dış projeleri için seferber oldu. İktidar, halkın sorunlarına kulak vermedi, tersinde İran halkı rejimin ülke dışındaki projelerinin kurbanı oldu.

Elbette halkın rejimi cezalandırma, halkın demokrasi ve değişim projelerini sorma hakkı var. Yine İran dışında İran halkı adına yürütülen politikaların hesabını sorma hakkı var.

Rejime karşı atılan sloganlarda İran dışında yürütülen politikaların durdurulması talep ediliyor. Halk, rejimden İran’ın iç sorunlarına yönelmesini ve çözüm üretmesini istiyor. İran rejiminin, eylemleri dış güçlerle bağlantılandırmaya çalışması faydasızdır. İran rejimi şansını kaybetti. Mesaj, İran yetkililerinin dış politikaları sebebiyle halk tarafından cezalandırılacağıdır. Atılan sloganlar da temel sloganlardır ve ne kadar geç olsa da İran rejimi buna göre adım atmak zorunda kalacaktır.

Eylemler, neden İran’ın siyaset merkezlerinden olan Meşhed gibi büyük kentlerde başladı?

İran politikalarının çıktığı önemli ve stratejik yer olan büyük merkezlerdir. İran rejimi bu kentlere dayanıyor ve sorunların diğer kentlerde çıktığını söylüyordu. Halk eylemlerinin bu kentlerde başlaması, İran rejiminin politikalarının iflas ettiğini gösterir. Bu yüzden de Meşhed, Qim, Tahran gibi kentlerde halk eylemleri, İran’da büyük etki yapar. Bu İran rejiminin zihniyetini bu kentlerde yayma çabalarının iflas ettiğini gösteriyor. Halkın Ruhani’nin gitmesi talebi ve Hamaney ile Humeyni fotoğraflarını yakması, İran halkının tek isteğinin değişim olduğu anlamına geliyor.

İran’daki eylemler devam ederse, İran’da demokrasinin gerçekleşmesi için neler yapılabilir?

Başlayan süreç her açıdan çok önemli bir süreç. Hem İran’ın içi hem de dışı ile bağlantılıdır. Bu yüzden de durumun iyi takip edilmesi ve devletin de halkın talep ve isteklerini ciddiye alması, demokrasiye doğru değişimin başlaması gerekiyor. Anayasadan başlayıp tüm pratik alanlarda adım atılmalıdır. Devlet Kürt ve İranlı yetkililer ile diyaloglara başlamalı ve siyasi değişim zemini yaratmalıdır.

Kuşkusuz bizler Rojhilatê Kurdistanê ve İran halkının yanındayız. İdeolojik, siyasi ve toplumsal olarak halkın haklarına ulaşması için elimizden geleni yapmaya, İran’da demokratik çözüm projeleri sunmaya hazırız. Bizim sunabileceğimiz proje var. Öncelikli amacımız demokratik bir İran, demokratik ve özgür Kürdistan’ın kurulmasıdır. Durumu yakından takip ediyoruz ve gelişmelere göre tutumumuzu adım adım belirleyeceğiz.

ANHA