İletişim | Hakkımızda
ANHA

Rusya Türkiye ittifakı ve Suriye bölme planı mı!

ANALİZ

Aziz Köylüoğlu

Rusya ve Türkiye’nin bölge politikalarında kesiştiği noktalarda, Suriye üzerinde günlük yıkımlar, katliamlar yaşanırken, orta vadede Suriye’nin bölünmesini beraberinde getireceğe benziyor.

Rusya NATO’nun bir zamanlar en doğusundaki miğferi olarak bilenen Türkiye’nin NATO ile var olan çelişkilerini daha derinleştirmek ve günün sonunda NATO’dan tamamen koparmak üzerine bir Türkiye stratejisi kurguluyor. Efrin saldırılarını irdelemeye çalışırken duruma bir de bu pencereden bakmak gerekir. Rusya, küresel çıkarları için Suriye’yi kendisi için kurban olarak görüyor.

Erfin; faşist Türk devleti/DAIŞ/El Kaide’ye karşı direniyor

Faşist işgalci Türk devleti ve El Kaide/DAIŞ çetelerinin Efrin’e ortak saldırıları 28. gününde NATO’nun ikinci ordusu ve dünyanın her tarafından getirilen hiçbir değer tanımayan DAIŞ ve El Kaide çeteleriyle küçük bir coğrafya da yer alan ve son 7 yıl içinde Suriye’nin en huzurlu bölgesi olarak bilenen Efrin üzerine binlerce, tank, top, füze ve savaş uçağıyla saldırıyorlar. Suriye’nin Kuzeyinde yer alan halklar 27 gündür Efrin’de bu amansız saldırılara karşı direniyor. İnsani değerler adına Kürtler ve diğer halklar omuz omuza bu faşist saldırıları bertaraf etmek için büyük bedeller veriyor. Her gün oğullarını ve kızlarını toprağa veriyor. Saldırılar arttıkça, direnişte daha fazla direnç kazanıyor. Artan saldırılara karşı geliştirilen direniş Apocu felsefenin tüm Kürdistan da olduğu gibi, Efrin’de de ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

Rusya Suriye’yi bölmek mi istiyor?

Bu soru belki de hepimiz için garipsenebilir. Çünkü Rusya şu an Suriye rejimine destek veren ve hatta rejimin ayakta kalmasını sağlayan güç durumda. Ama buna karşın Rusya’nın Suriye üzerinde yürüttüğü politikalar, özellikle Türkiye ile kurduğu yeni ilişki biçimi ve Türk devletinin Suriye üzerinde yaptığı hamleler, böyle bir sorunun, sorudan ziyade işlediğini de gösteriyor.

Yıllarca DAIŞ ile sınırdaş olan Türk devleti, hiçbir zaman sınır kapılarını kapatma gereği duymadı. Suriye’deki demokratik güçlerin Mınbıc şehrini DAIŞ’ten temizlemesinin ardından daha batıya doğru yeni bir hamle yaparak, bölgeyi tamamen DAIŞ’ten temizleme kararlılığı ortaya çıkarınca, birden bire işgalci faşist Türk devletinin DAIŞ diye bir sorunu gündeme geldi. Bu gündem DAIŞ’e tepki olarak da değerlendirebilir. Çünkü DAIŞ yıllardır Türk devleti tarafından desteklendi, destekleniyor. Bu desteğinin temel noktası ise Kürtlerin bölgedeki halk olmaktan kaynaklı kazanımları ortadan kaldırmaktı. Kobani saldırıları da bu temel de olmuştu. DAIŞ’in bölgeden tamamen temizleneceğini anlayan Türk devleti, DAIŞ ile anlaşarak Cerablus, Azaz, Bab’ı devraldı. Bunu yaparken Rusya ile koordineli bir politika izledi.

Astana görüşmeleri ve Soçi toplantılarıyla Rusya ve Türkiye arasında son iki yıldır ciddi bir diplomasi trafiği var. Bu diplomasi trafiği zaman zaman bölgede gelişen bazı aksaklıklara uğrasa da, ikinci bir Rusya uçağının düşmesi ve sonrasında yaşanan gelişmeleri buna eklemek gerek, şimdiye kadar bir rota da ilerliyor.

Ateş gözlem noktaları mı yoksa İdlib işgalinin yumuşak biçimi mi?

Rusya ve Türkiye anlaşması sonucunda, Türk devleti İdlib bölgesinde “Ateşkes Gözlem Noktaları” adı altında faşist ordu ve çetelerini konumlandırıyor. Bu sözde gözlem noktaları dar anlamda bir askeri birliğin konumlandığı yerlerden ziyade, Türk çete ordusunun yoğun teknik ve ağır silahlarla tahkim ettiği ve uzun vadeli yerleşmeyi öngördüğü karargahlara dönüştürülüyor. Şimdiye İdlib-Halep hattında 8 noktada karargahlar kuran işgalci faşist Türk devleti, bunu günün sonunda İdlib’i tamamen kuşatarak tamamlamak istiyor. Görünürde “Ateşkes Gözlem Noktaları” olarak tanımlanan bu yerler, aslında Heyet Tehrir El Şam (HTŞ) ve DAIŞ çetelerinin şu an sığınağı olan İdlib’i daha fazla bu güçler için güvenli bölgeye dönüştürmeyi hedefliyor. İşgalci Türk devleti Rusya üzerinde kurduğu ilişkiyle DAIŞ ve El Nusra ile olan ilişkisini artık taktik boyuttan stratejik boyuta taşımayı hedefliyor. Bu İdlib’de Türkiye -HTŞ ortak işgali anlamına gelecektir.

Efrin işgaliyle Cerablus’tan-İdlib’e 3 aşamalı bir devlet

Rusya’nın Türkiye’nin NATO’dan ayrılması üzerine kurduğu ve Suriye’nin bölünmesini öngören plan şu:

1-İdlib bölgesindeki gözlem noktaları adı altında bölgeyi tamamen işgal etmek, Efrin işgaliyle bunu Ezaz, Cerablus, Bab bölgesiyle birleştirmek.

2-Bu coğrafik işgal tamamladıktan sonra bölge halklarını buradan sürmek. Zaten şu an Efrin’de onu hedefliyor. 7 yıldır Türkiye’de yaşayan ve orada bir yaşam formu zaman çoğu cihadist fikre sahip kesimleri bu bölgeye yerleştirmek.

3-Son olarak uluslararası hukuku da kullanarak bir referandumla bu bölgeyi İskenderun gibi ilhak etmek.

Suriye rejimi ve İran Rusya’nın politikasına sesiz?

Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkinin böyle bir sonuç vereceğini ve işgalci faşist Türk devletinin girdiği yerden normal şartlarda çıkmayacağını bilen Suriye rejimi ve İran bu politikanın kendi çıkarlarına öldürücü bir darbe olduğunu bilmelerine karşın, duruma sessiz kalıyorlar. Ama bu sessizliğin uzun sürmeyeceğini de öngörmek gerek.

Rusya yanlış hesap yapıyor

Rusya’nın planlarının gerçekleşme olasılığının az olduğunu kestirmek için kahin olmaya gerek yok. Türkiye’nin NATO ve ABD’ye karşı kabadayılıklarına rağmen günün sonunda bir uzlaşı içine gireceklerdir. ve Rusya’nın bu uzlaşıyla bölgedeki politikaları önemli zarar görecektir.

En önemlisi Efrin’de halkların direnişi

Hem Rusya-Türkiye ittifakı hem bölgedeki dengeler hem de Suriye rejimi ve İran’ın tutumları bir yana Efrin’de Kürt, Arap, Türkmen, Süryani halklarının Türk işgaline karşı direnişi bütün bu oyunları boşa çıkartacak ve Demokratik Suriye’nin faşizme karşı direnişini büyük zaferi olacaktır.

ANHA