İletişim | Hakkımızda
ANHA

Suriye savaşının 8’inci yılı-2

 

Sonuçsuz kalan girişimler ve demokratik sistemini kuran halk

YAHYA HEBÎB

QAMIŞLO – Suriye’de devam eden savaşta dolaylı ya da direk yer alan birçok tarafın menfaatleri, geçen süre boyunca değişti. Rusya ve İran’a bağlanarak hala etkisiz olan Suriye rejimi, halkların umutlarının menfaatlere kurban edilmesini izledi. Kendilerini muhalif olarak tanımlayan güçler de Türkiye gibi devletlere bağlanarak, bu devletlerin politikaları çerçevesinde hareket etti. Bu ortamda sadece Kuzey Suriye halkları, bölgelerini çetelerden arındırarak, halkların ortak bir yaşam sürdüğü demokratik sistemi inşa edebildi.

Suriye’deki savaşın başlaması üzerine buraya yönelen her güç, burada kendisine pay çıkardı. Suriye’nin parçalanması için girişimlerini sürdüren bu tarafların her biri Suriye’nin bir bölümünü denetimi altına almayı amaçladı. Bu güç ve taraflar ülkedeki planlarını devreye sokabilmek için geniş katılımlı toplantılar örgütlemeye başladı. Bu toplantılarda her taraf diğer tarafın planlarını boşa çıkarmayı amaçladı ve bu yüzden de Suriye’deki savaşın çözümü için gerçekleştirilen tüm toplantılarda herhangi bir s0nuç çıkmadı.

Suriye’deki savaşın çözümü için uluslararası girişimlerDosya (4)

Suriye’deki savaşın çözümü için uluslararası düzeyde birçok girişim yaşandı ancak bu girişimleri hepsi sonuçsuz kaldı. Suriye’deki savaş tüm girişimlere ve toplantılara rağmen tüm şiddetiyle devam etti. Gerçekleştirilen toplantı ve konferansların tamamında her taraf kendi çözümünü dayattı.

Tarafların hiçbir ciddiyeti bulunmayan çözüm girişimlerini fırsat bulan DAIŞ, Suriye’de ilerleme kat etmeye devam etti. DAIŞ 2014 yılının Nisan ayında Suriye’ye yerleşti ve kısa sürede Suriye’de geniş bir bölgeyi işgal etti. Palmira gibi tarihi kentleri yerle bir eden DAIŞ, Irak sınırındaki noktaları da ele geçirerek Irak-Suriye arasında rahat bir şekilde hareket etme imkanı buldu. Bunun üzerine ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere savaşta dolaylı ya da direk rolleri olan taraflar Esad’ın kalmasına razı olmaya başladı. Bu taraflar DAIŞ’e karşı ortak bir mücadele yürütülmesi konusunda ortaklaşmaya başladı. Taraflar Esad’ın gidişinin El-Nusra ve DAIŞ gibi örgütlerin güçlenmesine zemin hazırlamaması gerektiğini vurguladı.

Arap devletlerinin sonuçsuz kalan girişimleri

Arap devletler de Suriye’deki savaşın çözümü için birçok girişimde bulundu. Ordunun şehirlerden çıkarılması ve kimi tutukluların serbest bırakılması da sonuçsuz kaldı. Arap devletler de kendi içlerinde başlayan krizler nedeniyle Suriye girişimlerini bırakmak zorunda kaldı.CDosya (2)enevre görüşmelerinin tüm oturumları sonuçsuz kaldı

Cenevre’de 9’uncu oturuma kadar devam eden çözüm görüşmelerinin tamamı sonuçsuz kaldı. Toplantının her oturumunda çözüm için bir dizi karar alınıyor ancak bu kararların hiçbiri faaliyete geçirilemiyor. İlk toplantı 30 Haziran 2012 tarihinde dönemin Birleşmiş Milletler Sekreteri Kofi Annan’ın çağrısı ile gerçekleşti. Ancak bu toplantıda Suriye halklarını temsil edenlerin toplantıya katılmaması ve anlaşmazlıkların derinliği nedeniyle hiçbir sonuç elde edilemedi.

Bu toplantıların ikincisi ise 20 Ocak 2014 tarihinde gerçekleşti. Bu dönemde Birleşmiş Milletler Suriye Temsilciliğini yürüten Kofi Annan görevden alınarak yerine El-Exder El-Ibrehîmî görevlendirildi. Bu sefer de Suriye halklarının gerçek temsilcileri uzaklaştırıldı. Kürt temsilciler toplantıdan bir gün önce Kuzey Suriye’de demokratik özerkliği ilan etti. Türkiye’nin talebi ile Kürtler bu toplantıya çağrılmadı. Suriye’deki savaşı sınırlarını çete gruplarına açarak derinleştiren Türkiye’nin girişimleri ile bu toplantıdan da sonuç alınamadı. Toplantının üçüncü oturumunun gerçekleşeceği dönemde Rusya rejim güçlerine destek için Suriye’ye girdi. Bu yüzden de sahadaki denklemler de değişmeye başladı. Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler acilen bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıların üçüncü oturumuna Kürt temsilciler de davet edildi ancak bu toplantıdan da herhangi bir sonuç elde edilemedi.

Cenevre’de sürdürülen görüşmelerin 23 Şubat ve 3 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen 4’üncü oturumda ise 4 konu üzerinde anlaşmaya varıldı. Buna göre, mezheplere dayanmayan geçici bir hükümetin kurulması, yeni kanunların oluşturulması için belli bir süre tanınması, uluslararası güçlerin gözetiminde yeni ve gerçek bir seçime gidilmesi ile teröre karşı mücadelede stratejinin belirlenmesi konularında anlaşmaya varıldı. Ancak bu kararların hiçbiri faaliyete geçirilemedi. Görüşmelerin 5’incisi ise 24 Mart tarihinde gerçekleştirildi. Daha önceki tarafların tamamı bu toplantıya da katıldı. Bu toplantıda iktidar, kanun, terörle mücadele ve seçim konuları tartışıldı.

Görüşmelerin 6’ncısı da tarafların katılımıyla gerçekleşti. Ancak bu toplantı diğerlerinden farklı bir şekilde gerçekleşti. BM yetkilileri bu toplantıda tüm taraflar ile tek tek görüştü. Suriye halkları bu toplantının da öncekileri gibi hiçbir sonuç getirmeyeceğinin farkındaydı. Görüşmelerin 7’ncisi de 11 Temmuz 2017 tarihinde gerçekleştirildi. Bu toplantıda da Suriye halklarının temsilcileri yer almadı. BM yetkililerinin elinde de tarafların önüne koyabileceği hiçbir program yoktu. 4 gün süren toplantıda rejim temsilcileri terörle mücadelenin ana gündem yapılmasını dayattı. Aynı toplantıda Moskova ve Kahire taraflarının da sunduğu konular tartışıldı. Bu toplantıda zaman kaybı olarak nitelendirildi. Görüşmelerin 8’inci oturumu ise 28 Kasım-14 Aralık tarihleri arasında gerçekleşti. BM Temsilcisi De Mistura bu oturumun sonuçsuz kaldığını duyurdu. Görüşmelerin 9’uncusu ise Viyana’da 25 Ocak 2018 tarihinde gerçekleştirildi. Toplantı herhangi sonuca varılmadan sonlandırıldı.

Astana… Tarafların menfaatleri ön plana çıktı

Astana’da Suriye’deki savaşın çözümü için bir yıl içerisinde 8 toplantı gerçekleştirildi. Astana görüşmelerinin birincisi 23 Ocak 2017 tarihinde 8’inci ve son oturumda 21 Aralık 2017 tarihinde gerçekleştirildi. Astana’da gerçekleştirilen görüşmelerde Suriye halkları için hiçbir sonuç elde edilmedi. Bunun tersine Rusya, Türkie ve İran’ın menfaatleri toplantıda ön plana çıktı. Her üç devlet çatışmasızlık bölgeleri adı bölgeyi işgal etmeye ve halka baskı uygulamaya başladı.

Her üç devlet ittifakları gereği Suriye’yi menfaatlerine göre parçaladı. Kimi zaman bu devletlerin menfaatleri aynı anda gelişmektedir. Idlib’te İran, Türkiye ve Rusya’nın menfaatleri ortaklaştı. Türkiye Ezaz’ın işgalinin ardından Idlib’i de işgal ederek Efrîn’i çembere almayı planladı. Rusya’da Suriye’deki savaşta DAIŞ’in Derazorê’de yenilgisini beklemekle zaman kazanmayı planladı. İran da Idlib’in çatışmasızlık bölgesi olmasını menfaatlerine uygun buldu ve Tahran, Şam ve Beyrut arasındaki bölgeyi ele geçirmek için güçlerini Elbûkemal ve Dêrazorê kırsalına gönderdi. İran bölgede bir Şii kemeri oluşturmaya çalıştı.

Bu üç devletin menfaatlerinin birleşmesinin ardından Türkiye Idlib’i işgal ederek Efrîn sınırına güçlerini yerleştirmeye başladı. Efrîn bu şekilde üç taraftan çembere alınmış oldu. Efrîn Ezaz, Bab ve Türkiye sınırıyla çembere alınmış oldu. Rusya ve İran’da DAIŞ’i bölgede bitirmek için zaman kazanmış oldu ancak 2017 yılının sonlarına doğru her üç ülkenin menfaatleri çatışmaya başladı. Rusya ve İran, Türkiye’den destek alan Cebhet El-Nusra’ya karşı kapsamlı bir mücadeleye girdi. Rusya ve İran’ın operasyonları Idlib’teki Ebû Zuhur Havaalanı’nda başladı.

Aynı zamanda Rusya ve Türkiye arasında rejim güçlerinin başka bölgelere yerleşebilmesi için Doğu Guta’nın çatışmasızlık bölgesi olması konusunda anlaşmaya varıldı. Bununla beraber Doğu Guta rejim güçlerine bırakılacak ve Efrîn’e yönelecekti.

Soçi görüşmeleri ve Rusya’nın çözüm girişimlerinin boşa çıkması

Soçi’de 30 Ocak 2018 tarihinde çözüm görüşmeleri gerçekleştirildi. Avrupalı güçlerin siyasi parti temsilcileri toplantıda yer aldı. Toplantıya Suriye’den sadece rejim güçleri ve kimi silahlı grupların temsilcileri katıldı. Toplantının gerçekleştiği günlerde Türk devleti Efrîn’e yönelik saldırılara başlamıştı. Ancak hiçbir uluslararası devlet saldırılar karşısında tutum sergilemedi. Soçi’de gerçekleştirilen toplantıdan da hiçbir sonuç elde edilmedi. Gözlemciler Rusya’nın toplantıyı çözüm için gerçekleştirmediğini sadece siyasi çözüm aradığını göstermek için gerçekleştirdiğini belirtti.

Kuzey Suriye’de demokratik sistem kuruluyor

Sadece Kuzey Suriye’de yaşayan halklar, barış ve demokrasi umutlarını kendilerinin muhalif olduğunu iddia eden güçlere bağlamadı. Kuzey Suriye halkları kendi sistemlerini öz güçleri ile kurarak, tüm dünyaya yaşam alanlarına yönelik tüm saldırılara rağmen kendi elleriyle sistemlerini kurabileceklerini kanıtladı. Kuzey Suriye’de toplumsal, savunma ve diğer tüm alanlarda kurumlar kuruldu. Kuzey Suriye halkları askeri güçlerini kurarak Türkiye’nin desteklediği DAIŞ, El-Nusra gibi terör gruplarına karşı mücadele etti ve Suriye’nin geniş bir bölümünü teröristlerden temizledi. Bu mücadelede Reqa, Girê Spî, Şedadê, Hol ve Dêrazorê’nin doğusu gibi önemli alanlar özgürleştirildi.

Kuzey Suriye halkları 2016 yılının Mart ayında Suriye’deki savaşın çözümü olan demokrasi ve demokratik federal sisteme doğru önemli adımlar attı. Toplumsal mutabakatı tüm bölgede ortaya koydu. Bölgede 2017 yılının ortalarına doğru da seçimler üç aşamaları olarak belirtildi. İlk seçimler komün eşbaşkanlarının seçimi için 22 Eylül 2017 tarihinde, 2017 Aralık ayında gerçekleştirilen seçimler ile belediye ve ilçe meclisleri seçildi. Şimdi de Halkların Demokratik Kongresi’nin çalışmaları yürütülüyor.

Türk devleti demokratik projeye saldırıyor

Türk devleti, Kuzey Suriye halklarının büyük kazanımlar elde etmesi ve demokratik adımlar atması üzerine 20 Ocak tarihinden itibaren Efrîn’e saldırmaya başladı. El-Nusra, DAIŞ ve diğer çete gruplarının desteği ile başlatılan saldırılar halen tüm şiddeti ile sürüyor. Türk devleti bu saldırıları ile Kürt halkını yok etmek istiyor.

Türk devleti, Kürtleri yok etme saldırılarını sürdürebilmek için Rusya’ya boyun bükmeli. Daha önce Halep’in doğusunu Rusya ve rejim güçlerine bıraktığı Ezaz, Bab ve Cerablus’u da rejim güçlerine bırakmak zorunda kalacak ve bununla beraber Doğu Guta ve Idlib’i de Rusya ve rejime bırakacak. Tüm bunların karşısında ise QSD savaşçıları tüm güçleri ile saldırılara karşı direniyor. Savaş uçakları ve ağır silahlarla gerçekleştirilen barbarca saldırılara rağmen kentte tarihi bir direniş sergileniyor.

Rusya ve rejim güçlerinin Doğu Guta’ya yönelik saldırıları 18 Şubat tarihinde başladı ve halen devam ediyor.

ANHA